iran

Ramsar – Kazvin

Gezinin 11. gününde ünlü İsfahan’dan Alamut kalesine gitmek için Kazvin’e doğru yola çıktığımızda, otobüs camından dolunay vurduğu çölü seyrederken başımıza neler gelebileceğini kestirmeme imkân yoktu. Bizim normalde planımız sabah erkenden Kazvin’e varıp oradan Alamut Kalesine çıkmaktı. Bir gece Kazvin’de kalır oradan ya Tebriz’e ya Tahran’a ya Urmiye’ye ya da bir başka şehre gideriz diye düşünüyorduk. Gezimizde geriye kalan bir kaç günde plana bağlı kalalım, bir sürpriz yaşamayalım diye de İsfahan’da Kazvin biletimizi önceden aldık. Benim çok sevdiğim bir söz var. “İnsanlar plan yaparken, kader arkadan kıs kıs gülermiş.” Gerçekten de biz, çölü yararak giden otobüsün içinde planlar yaparken meğer kader arkamızdan kıs kıs gülüyormuş. Kader bize meğer ne sürprizler hazırlamış ki; Gezinin bundan sonrası elimizde harita bütün her yeri gezmekten çok, Tanıştığımız dostlarla gezip tozmaya döndü.

img_2345

Ramsar

img_2352

Ramsar

img_2350

Hazar denizi

İsfahan Kazvin arası 6 saat olduğu için saat 5 gibi Kazvin’de oluruz diye hesapladık. Beş gibi uyanıp muavine Kazvin’e gelip gelmediğimizi sordum. Muavin bir şeyler söyledi ama anlamadım. Muavinin de benim dediğimden bir şey anlamadığını daha sonra öğrendik. Yaklaşık üç saat daha gidip Elburz Dağlarını aşıp Hazar Denizi kıyısındaki Ramsar şehrine geldik. Çölden sonra göl ve yemyeşil bir coğrafya görmenin şaşkınlığı ile sağa sola bakınırken, Otobüs birden park alanına girdi ve son durağa geldiğimiz söylendi. Kazvin’i sorduğumuzda da çoktan geçtiğimizi söyledi. Yaklaşık 2 saatlik kavgamızı ve Kazvin’e dönme planlarımızı anlatsan yazı bitmez. İki şoför bir muavin haklıydın, haksızdın, şöyle gideriz, böyle gidersiniz, birbirimizi yedik. Gezinin en sıkıcı anlarını yaşadık. Bir an Nermin’e Tebriz’e gidip oradan Türkiye’ye dönmemizi bile teklif ettim. Bizi kızdıran sadece adamların bizi unutması değil. Planlarımızın sarkmasından dolayı son bir kaç günümüzden bir günün yanması, gitmeyi çok istediğim Alamut Kalesine gidemeyecek ve üstüne dokuz saatlik yolculuk üzerine, bilmem kaç saatlik yolculuğa daha çıkacak olmamız. Ben sinirden kaldırım kenarında kendime gelmeye çalışırken, Nermin adamlarla anlaştı. Anlaşmaya göre biz oradan taksi ile Rudser şehrine gideceğiz, oradan bunların firmasından bir otobüs ile Kazvin’e akşam altı gibi varacağız. Yani bütün günü harcayacağız.

img_2361

Hazar denizi

img_2397

mola yeri 

dsc_0914

çeşit çeşit efes

Adamlardan ayrıldık. Biz küçük bir yürüyüş yapıp 11 gibi otobüsün yanındaki bilet satış ofisine oturduk. Onlar da yiyecek bir şeyler alıp  otobüsün altında valizlerin konduğu yere sofra kurup yemeğe başlamışlar. Bizi çağırdılar. Ben yüzlerini bile görmek istemeyecek kadar kızgındım fakat bir anda yanlarındaki votka ortaya çıktı. Öğle yemeğini baya baya votkayla yapacaklardı. Bir anda 180 derece dönüş yaptım ki dönüşüme ben bile şaşırdım. Fakat o kadar saat, o kadar sinir anca bir votka ile geçerdi.  Derken biz oturduk sofraya, ekmek, turşu, salam, votka derken barıştık. İsimlerimizi öğrendik, neler yaptığımızı öğrendik, 2 saat boyunca güldük eğlendik.

14425341_10154526108317731_7672407882804041264_o

Otobüs altında votka keyfi

Muavinin adı Puya, Şoförlerden genç olanın adı Muhammed, diğerinin adı İsfendiyar. Üçü de İsfahanlıymış. Üçü de bekâr. Muhammed nişanlıymış, ilkbaharda evleneceklermiş. Puya, çok konuşmayı sevmiyor ama İsfendiyar abi ve Muhammed tam sohbet adamı. Biz votkaları içerken tabi kafalar çakır olmaya başladı. İran’ın kuzeyinde alkol çok kullanılıyormuş. Herkes kendi içkisini, kendi evinde yapıp evinde içiyormuş. Polis çok fazla evlere girmiyormuş. Genelde votka, şarap ve İran içkisi olan arak yapılıyormuş. İçki içerken yakalanan İran vatandaşına 70 kırbaç ve hapis, turiste ise sadece 70 kırbaç cezası varmış. Kırbaçlar kalçadan. Bu arada biz sohbet ederken yanımıza arkadaşları geliyor, bir bardak da onlar içip gidiyor.

14468384_10154526112887731_1269885358027453467_o

Şerefe… Selamat…

14481843_10154526113567731_5574556049202253645_o

Otobüs altında nargile keyfi

Yaklaşık 2 saatin sonunda birbirimize ısınınca Muhammed bizi taksiyle göndermek istemedi. Koca otobüse binip Kazvin’e gidecek otobüsün kalkacağı Rudser şehrine doğru ilerledik. Yolda polis durdurana kadar güle oynaya yolumuza devam ediyorduk. Polisi görünce ağzımıza sakız atmayı hızlandırdık. Polis otobüse girip içeriyi ve pasaportlarımızı kontrol etti. Hiç bir şey demeden aşağıya indi. Ön koltuktan, Muhammedin ve İsfendiyar abinin polisi ikna etmelerini seyrederken gözümün önünden kırbaçlar uçuşmaya başladı. İsfendiyar abinin alkol içtiğimizi söylemememiz için bizi uyarınca beni daha bir heyecan bastı. Polis Otobüsü karakola çekmemizi istedi. Döndük karakola gittik. Biz otobüste neler olacağını beklerken, Muhammed heyecanla polise bir şeyler anlatıyordu. Bir an polis ile göz göze geldik. Polis bizi yanıma doğru gelmeye başladı. Otobüse girerken artık pek bir şansımın kalmadığını düşündüm. Yanlışlıkla kadınlar tuvaletine girdiğimde, bakkalda votka içtiğimde hiç bu kadar kırbaca yaklaşmamıştım. Polis içeri girdi ve Otobüsün bağlanacağını, bizi de bir taksiye bindirip göndereceklerini söyledi. O an çektiğim nefesin derinliğini anlatamam. Eşyaları toplayıp aşağıya indik. Muhammed bize bir taksi ayarladı ve parasını ödedi. Öpüştük vedalaştık. Taksiyle yola devam ettik. Polisin alkolle bir alakası yokmuş. Otobüsün rotasız trafikte dolaştığı için bizi karakola çekmiş.

img_2359

Şehir tabelası

img_2380

uçak restoran

img_2392

rüzgar tribünleri

img_2395

Elburz Dağları

Kazvin otobüsüne bindiğimizde saat 2’e gelmişti. Yaklaşık 4 saatlik yolculuk sonrası Kazvin’e vardığımızda hava kararmaya başladı. Otobüs bizi otoyol kenarında indirip Tahran’a devam ederken biz yine ne yapacağımızı şaşırdık. Şansımıza muavinlerden biri de Kazvin’e gelecekmiş. Üçümüz indik otobanda. Muavin bize bir araç çevirdi. Araç sanki bizi almak için bekliyormuş gibi hemen durdu. Aracın şoförü Amir, sağ olsun, iki saat bizimle ilgilendi. Bir kaç otel baktık. Ertesi gün gideceğimiz Alamut Kalesi için bize taksi ayarlamaya çalıştı. Kuzeninin dükkânına götürdü. Ailesi ile tanıştık. Çay içtik sohbet ettik. Sonunda bir arkadaşının otelinde yer ayarladı. Otelin geceliği 25bin tümen.

dsc_0931

Kazvin’deki otel

dsc_0927

Kazvin

Alamut Kalesi Kazvin’den 120 km uzaktaymış. Taksiciler 250-300bin fiyat söyledi. Bize çok pahalı geldi. Bir ara otostop ile gitmeyi düşündük ama dönüş zor olacaktı. Ne yapacağımızı kara kara düşünürken. Otelin resepsiyonunda Tahran’ın yakınlarında bir şehir olan Kerec’den gelen bir aile ile tanıştık. Onlar da ertesi gün Alamut Kalesine gideceklermiş. Nasıl yaparız? Nasıl gideriz? derken bizi akşam yemeğine davet ettiler. Güzel bir restorana yemeğe gittik. Bir anne, baba iki oğulları, bir gelinleri ve bir aile dostlarından oluşan bu misafirperver aile ile sohbet etmeye başladık. Aile 6 kişi. Avukat olan annenin ismi Bita, Eşi iletişim mühendisi Behram, Büyük oğlu Voleybol oyuncusu Muhammed ve nişanlısı İngilizce öğretmeni Mahtap, Üniversitede okuyan ve gelecek sene öğretimini Macaristan’da devam edecek olan küçük kardeş Ali Salehi ve aile dostları olan ve Bita teyzenin yanında çalışan avukat Mehdi. Mahtap, Muhammet ve Ali İngilizce biliyor. Bize çok sıcakkanlı ve güler yüzle misafirperverlik gösteren bu aile ile çok hoş sohbet ettik. Gece otele dönerken iki araba ile geldikleri için bizi Alamut kalesine götürebileceklerini söylediklerinde gerçekten çok sevindik.

dsc_0923

Sabah aksiliklerle başlayan o günü hayatım boyunca unutmayacağım. Bir yaprak gibi bir sağa bir sola sürüklenirken, kaderin bize, bizim planımızdan daha güzel bir plan hazırladığına çok mutluyduk.    

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s