Gürcistan

Zugdidi

Planlarımız içinde Zugdidi’de kalmak yoktu. Tamamen aksiliklerle başlayan bir gün sonunda kendimizi Zugdidi’de bulduk. Tiflis’ten Mestia’ya gitmek için ulusal otogarlardan biri olan Samgori otogarına metro ile gittik. Otogar yine aynı isimli olan Samgori metro durağına çok yakın. Hostel çalışanları bize Mestia’ya tek seferin saat 7’de olduğunu söylemesine rağmen biz gereksiz bir şekilde şansımızı denedik. 10 buçuk gibi otogara vardığımızda hostel çalışanlarının ne kadar haklı olduğunu anladık. Günde tek sefer vardı ve o sefer de çoktan gitmişti. Hemen Gürcistan haritasını açıp hesap kitap yapmaya başladık. O bölgeye en yakın ve merkezi bir yer olan Kutasi’ye gitmek için otobüs aradık. Çok da zorlanmadan bulup yola koyulduk. Ücreti 10 lari. Planımıza göre şehirden şehre geçerek çok rahat Mestia’ya ulaşacaktık.

IMG_9868

IMG_9861

Yollar

IMG_9865

Yollar

Gürcistan’da şehirlerarasında bizim bildiğimiz küçük minibüsler çalışıyor. Yolun uzunluğu ne kadar olursa olsun her yere küçük minibüsler gidiyor. Tiflis içinde çalışan belediye otobüsleri güzel büyük ve lüks olmasına rağmen uzun yolculuğu minibüsle yapmalarına bir anlam veremiyorum. Şehirlerarası çalışan büyük otobüsler sadece Metro, Lüks Karadeniz ve Doğu Karadeniz. Batum’dan başlayan ve Azerbaycan sınırına kadar uzanan Gürcistan’ın tam ortasından geçen ana yol boyunca sürekli bu üç otobüsün seferleri var. Ayrıca bir sürü Türk tırı ve bu tırlar için kurulan bir sürü Türk tır restoranı bu ana yol üzerinde görmek mümkün.

IMG_9872

Türk tırları

IMG_9867

Kutaisi’de bir casino

5 saatlik yolculuk sonrasında Kutaisi otogarında inmemiz ve Zugdidi/Mestia minibüsüne binmemiz 3 dakikamızı almıyor. Yolculuk ücreti olarak uzun burunlu şoför bizden 7 lari alıyor. Neşemiz yerinde tekrar kendimizi yollara buluyoruz.  Başta gidemeyeceğimizi düşündüğümüz Mestia’ya şehirden şehre kendi usulümüzle ulaşacaktık.

DSC_1135

Noel Baba ve ben

DSC_1139

Bizi yarı yolda bırakan uzun burunlu şoför

 

Zugdidi’ye gidene kadar, başımıza geleceklerden habersiz Kafkasların karlı zirvesinin hayallerini kuruyorduk. Zugdidi’nin küçük bir otogarına geldiğimizde uzun burunlu şoför bizi indirdi. Biz ne olduğunu anlamadık. Bizi el yordamıyla, önündü durduğu diğer bir minibüse yönlendirdi. O minibüs de bizden 25 lari isteyince uzun burunlu şoförle atışmaya başladık. Akşamüstü akşamüstü hiç bilmediğimiz bir otogarda şoförle kavga etmenin gereksizliğini çok geçmeden anlayıp, sustuk. Bizden 25 lari isteyen minibüse de binmedik.  Bir iki taksiye sorduk 150 kmlik Mestiya yoluna kişi başı 100 lari, 150 lari isteyenler oldu. O gün orada kalacağımızı anladık. Yolculuğun ucuz olduğu Gürcistan’da Mestia için bu kadar yüksek fiyat istemeleri, bizim gözümüzde Mestia’yı daha da gizemli yapmıştı.

IMG_9881

Zugdidi

IMG_9884

Zugdidi

İnternetinden faydalanarak kalacak yer aramak için bir kafeye oturduk. Kafenin internetinin bozuk olması o günün bizim için şanssızlıkların devam ettiğinin kanıtı niteliğindeydi. Tam çıkarken Türkçe bize yardım etmek isteyen bir ses duyduk. Adı Vuslan olan bu Azeri’yi o gün orada görmek yüreğimize su serpti. Vuslan’a kalacak yer aradığımızı söylediğimizde o da bize kendi kalacağı yere götürebileceğini söyledi. Bir Gürcü’nün evinde kalıyormuş ve günlük 25 lariymiş. Şansımızın döndüğünü düşünerek, hemen eve gitmek için Vuslan’ın peşine takıldık.

DSC_1141

Kaldığımız ev

Çok fazla sevinmemenin gerektiğini detayları öğrendiğimizde anladık. Evde bizim dışımızda 20 tane Ermeni boksör kalıyormuş. Ve Vuslan’ın dediğine göre O’na ters ters bakıyorlarmış. Nitekim biz de sahtekâr ev sahibi ile anlaşıp içeri girdiğimizde küçüklü, büyüklü, iri cüsseli 20 Ermeni bize öyle bir bakıyordu ki kursağım düğümlendi. Hi, hello dememiz de kar etmedi. Selamımıza mutfaktaki mermer tezgâhın karşılık verme ihtimali daha yüksek. Ermeni boksörlerin arasından geçerken televizyonda da Roky4 filmi oynuyordu. Merdivenleri tırmanıp üst kattaki odamıza giderken dikkatleri tekrar filme döndü.

DSC_1156

Kaldığımız ev

Odayı gördüğümüzde bir kez daha başımızdan vurulmuşa döndük. Odanın ışığı yok, ısıtıcısı yok, yataklar yere yapıştı yapışacak, dışarıda hava eksi birlerde ikilerde ve pencere tam kapanmıyor. Bu şartlar altında kalmayı kabul ettik. Aklımızdan zorumuz olduğu için değil tabi mecbur kaldığımızdan. Zugdidi çok küçük bir yer, yakınlarda kalacak yer bulma ihtimalimiz neredeyse yok. Hele bir de akşamın o saatinde hiç yok. Her halükarda dışarıda kalmaktan iyidir.

DSC_1154

Kaldığımız ev

Bütün bunların yanında ev sahibinin belki Gürcistan’ın en yılışık, şımarık ve sahtekâr adamı olduğunu söylemem gerek. Adam, bize evi göstermek için, evi dolaştırırken, peşin peşin parayı aldı. Hatta bütün para verdiğimizde bozuk olmadığını daha sonra vereceğini söyleyince, ben üstüne yatacağını anlamıştım. Bizden sadece o gecenin yatak parasını istemesiyle kalmadı. Sürekli ertesi gün minibüs parasını isteyip durdu. Hatta minibüsün değil Mestia’da bir arkadaşının yanında kalmamızı söyledi ve arkadaşının ona borcu varmış, o yüzden parayı direk ona verecekmişiz. Sürekli bir teklif sürekli bir para muhabbeti bizi çileden çıkardı.

Eşyaları bırakıp Vuslan, Doğan ve Ben kendimizi Zugdidi sokaklarına attık. Zugdidi, Gürcistan’ın Samegrelo bölgesinde bulunan oldukça küçük bir yer. Kış turizmi için gelen turistlerin gittiği Mestia ile yaz turizmi için gelen turistlerin gitti Anaklia’nın tam ortasında.  Çok turistik bir yer olmamasına rağmen oldukça derin bir geçmişi var. İçinde Meryem ananın kefeninin de olduğu saraylar, tarihi kiliseler ve küçük çaplı müzeler yolunu kaybeden turistlerin gezmesi için ideal.

DSC_1149

Doğan, Vuslan, Ben

Akşam dokuz gibi gerginliğimizin geçmesi için sokaklarda bar türü yerler arasak da çok fazla seçeneğimiz yoktu. Merkez çoktan boşalmış. Biz de kendimizi Mc Donald’a atıyoruz. Küçük bir hamburgerden sonra bira eşliğinde saatlerce sohbet ettik.

DSC_1150

Zugdidi

Vuslan, Azerbaycan doğumlu bir Azeri. İki eşi ve dört çocuğu var. Yeni eşi ve iki çocuğu Gürcistan’a sınırı olan Rus şehri Viladikavkaz’da, Eski eşi ve iki çocuğu Gürcistan topraklarında olup Rusların kontrolündeki Abaza cumhuriyetinde. Vuslan’ın o coğrafyada seyahat etmek için o kadar çetrefilli ve dolambaçlı yolları var ki burada yazmam doğru olmaz. O coğrafyada bütün sınırları geçme yolunu adı gibi öğrenmiş. Tekniklerini anlatmaya başlayınca ağzımız açık kaldı.

DSC_1147

Zugdidi

Gürcistan’ın Rusya ile sorunlu iki bölgesi var. Birincisi Zugdidi’ye çok yakın olan Abaza Cumhuriyeti. Ülkenin Kuzey batısında olan bölgeyi, Gürcistan haritalarında gösterip kendilerine ait olduğunu söyleseler de Rusya kontrolü altında. Gürcülerin ve başka bir ülke vatandaşının girmesi yasak. Tabi girmenin değişik yolları varmış. O bölgeye resmen sadece Ruslar girebiliyorlarmış. Hatta o bölgede bulunan Sokhum şehri Rusların tatil merkeziymiş. Bir diğer bölge ise Alanya Cumhuriyeti’nin alt kısmında bulunan Gürcistan toprakları. (Alanya, Antalya’nın ilçesi Alanya değil. Kuzey Osetya’da özerk bir bölge. Alanya Cumhuriyeti.) Bu bölge de Abaza bölgesi gibi Gürcistan topraklarında fakat Rus kontrolünde.

DSC_1146

Zugdidi

O akşam coğrafyamızı ve bölge politikamızı geliştirip, biralarımızı yudumlayıp kendimize gelene kadar saat 12 oldu. Eve dönüp bir önce yatıp sabahın olmasını istiyorduk.

DSC_1144

Doğan sabahı sabah etti ama ben gecenin köründe odaya giren kişiyi fark etmemle sabahı bir türlü getiremedim. Gecenin köründe odada bir karartı görmemle kendime gelmem bir oldu. Karartı ayağımın ucundan pencereden dışarıya baktı sonra açık dura kapıdan süzülerek kapıyı kapatıp dışarı çıktı ve koridorun ışığını kapattı. Ortalık zifiri karanlık oldu. Ben bir süre yatağın içinde soluğum kesik bir şekilde rüyada olup olmadığımı düşündüm. Bunun anlamanın tek yolu olan kapıyı kontrol etmek aklıma geldi. Kalktım gece açık olan kapı kapalıydı. Odanın ısınması için tekrar kapıyı açtım. Camları kontrol ettim cam kapalıydı. Eşyaların çalınıp çalınmadığını kontrol ettim. Sabaha kadar bir daha gelir endişesi ve neden odaya geldiği merakı ile gözüme uyku girmedi. Güneş doğduğunda fark ettim ki yorganımın üzerindeki battaniye yerinde yoktu.

DSC_1162

Kâbus gibi bir geceden sonra bir an önce kendimizi evden dışarı atmayı istiyorduk. Ama yapışkan ve sahtekâr ev sahibi bizi bir türlü bırakmamak için çevremizde bin bir türlü takla atmaya devam ediyor, hala minibüs parasını ve Mestia’da ki kalacak yer parasını bizden isteyip duruyordu. Hazırlanıp dışarıya çıkarken elimize çay tutuşturdu. Çay içerken çevremizde Ermeni boksörlerin küçükleri toplanmaya başladı. Doğan’ın bir tanesi ile fotoğraf çektirmek istemesi ile bir anda kaynaştık. Başladık fotoğraf çekinmeye. Onlar da kamerasını getirdi. Topluca fotoğraflar çekindik. Hayatında hiç görmediği, ufacık bir hukukunun geçmediği bir kişiden insan niye korkar? Yüksek dozda düşmanlık enjekte edildiği için korkar. Bizim onlara, onlarında bize bir zararı olmayacağı kesin. İçimizdeki tüm tarihin öcünü alma güdüsüyle her han bir kötülük bekleme durumu halklara zararlı, politikacılara ile faydalı bir durum. Sonuç güler yüz, çekilen hatıra fotoğraf kareleri.

DSC_1159

IMG_7855

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s