Sırt Çantası Yazıları

Dünya’nın Başkenti; Londra

Dışarıdan bakıldığında normal bir Avrupa şehri gibi görünen Londra, her alanda çok çeşitliliğiyle dünyanın merkezlerinden biridir. Müzede her çeşit kültürü, sokaklarında her ülkeden insanları ve restoranlarında her ülkenin mutfağından yemek yiyebileceğimiz bir şehir. Bir uzaylı gelse de “dünyayı tanımak istiyorum” dese, hiç düşünmeden ortaya karışık bir dünya salatası niyetine Londra’ya götürebiliriz.

Londra

Londra

Big Beng ve Parlamento binası

Big Beng ve Parlamento binası

2000 yıl önce az nüfuslu bir Roma şehri olarak kurulan Londra, günümüze kadar çok büyük felaketler atlatarak, 7 milyon nüfusuyla dünyanın sayılı büyük şehirlerinden biri olmuş. Bu felaketlerden iki tanesi, Londra tarihini değiştirecek büyüklükte ve ardı ardına yaşanmış. Bunlardan birincisi ki filmlere de konu olan büyük Londra salgını. 1665-1666 yılları arasında görülen veba salgını, o zaman ki bakımsız pis Londra sokaklarında hızla yayılmış ve binlerce kişiyi öldürmüş. İkincisi ise yangın felaketi. Veba salgınından belini yeni doğrultan İngilizleri bir de yangın felaketi bekliyordu. 1666 yılının sonlarına doğru, Londra’nın orta kesimlerinden başlayan yangın, on binlerce kişinin ölümüne ve şehrin büyük bir kısmının yanmasına sebep olmuştur. Günümüzde, Londra bu felaketleri aşarak, dünyanın cazibe merkezi olmayı başarmıştır.

Thames nehri

Thames nehri

Picture 038

British Museum

firavun mumyası

firavun mumyası

Londra

Londra

Londra’da küçüklü büyüklü çok fazla sayıda müze bulunmaktadır. Bu konuda dünyada sayılı şehirler arsındadır. Bunlardan en önemlileri, sadece İngiliz değil tüm dünya kültürünü sergileyen, adeta dünya müzesi gibi olan British Museum, (bunun böyle olmasının sebebi; İngiltere sömürgecilik döneminde dünyanın dört bir tarafındaki değerli eserleri kendi ülkesine kaçırmasından kaynaklanıyor. Türkiye’den bile kaçırılan çok yakından tanıdığımız eseri görmek mümkün), bilim alanında küçük, büyük herkesin ilgisini çeken, çok farklı pratik deney yapma şansının olduğu Science Museum (Bilim Müzesi), ünlü kişilerin mumyadan birebir yapılan heykellerin bulunduğu Madame Tussaud, dünya tarihi hakkında zengin bir içeriği olan History Museum ( Tarih müzesi), ünlü tabloların sergilendiği National Gallery (Ulusal Galeri) ve Londra’nın şehir müzesidir. Bunun dışında Londra’nın her yerinde çok sayıda müze ziyaretçilere açık. Londra’ya gitmeden önce müzeleri inceleyip, kendi zevkinize göre seçmenizi öneririm çünkü 2000 civarında müze bulunuyor.

Bilim Müzesi

Bilim Müzesi

Piccadilly Circus

Piccadilly Circus

uzaklarda bir yer

uzaklarda bir yer

Oxford Street

Oxford Street

Londra deyince akla gelen birçok yer var. Bunların başında Thames Nehri kıyısında bulunan parlemento binası ve Big Ben yer alır. İlk yapıldığında bir kilise ve saray olarak yapılmış ve yangından nasibini almış. Günümüzde ise Parlemento binası olarak kullanılıyor. Hemen yanında dünyanın en büyük saat kulesi olan Big Beng bulunuyor. Big Beng’de 13 ton ağırlığında çan var. Thames Nehri’nin karşı kıyısında London Eye yani Londra’nın gözü olarak adlandırılan dev dönme dolap, Londra’yı yukarıdan izlemek isteyenlerin uğrak yeri.

Big Beng

Big Beng

London Eye

London Eye

Big Beng ve Parlemento Binası

Big Beng ve Parlamento Binası

Thames Nehrini 1750 yılına kadar birleştiren tek köprü olan ve birçok defa zarar görüp tekrar yapılan Londra Köprüsü en son haliyle görenleri büyülüyor.

Londra Köprüsü

Londra Köprüsü

Kraliyet ile yönetilen İngiltere’nin başkenti olmasından dolayı Kraliçenin sarayı burada bulunuyor. Saray halen Kraliçe tarafından kullanılıyor ama bazı kısımları ziyaretçilere açık. İngiltere’de halen kraliçelerine çok sadık insanlar bulunuyor. Her türlü törende saraya giden uzun kraliyet yolu tıklım tıklım doluyor. Kraliyet hazinelerini merak edenler için hazineler ise Thames Nehri kıyısında bulunan London Towers’ta sergileniyor.

London tower

London towers

London Tower

London Towers

Bunların dışında, şehrin merkezindeki Trafalgar Meydanı, çok sayıda balık çeşidinin yetiştirildiği London Aquarium, büyük organizasyonlara ev sahipliği yapan 142 hektar büyüklüğündeki Hyde Park, sabahlara kadar eğlence isterseniz çok çılgın eğlence mekânlarının olduğu Soho ve Londra’nın biraz dışında bulunan Greenwich’ten geçen, başlangıç meridyeni olarak kabul edilen çizgi Londra’ da görmeye değer diğer yerlerdir.

Trafalgar Meydanı

Trafalgar Meydanı

Hyde parkta konuşan bir konuşmacı

Hyde parkta konuşan bir konuşmacı

londra

londra

Görmemiz gereken yerleri gördükten sonra şehrin her yerine giden, örümcek ağına benzeyen metroya ya da şehrin meşhur kırmızı otobüslerine binerek, gece gündüz uyumayan şehrin eğlence yerlerine gidebilirsiniz. Bunların başında büyük, tarihi tiyatro salonlarında gösterilen Müzikaller var. Yıllardır gösterimi devam eden müzikaller, görkemli sahnelerde seyircilerine unutulmaz anlar yaşatıyor. Bir diğer eğlenceli mekân ise İngiliz pubları. İngiltere’de bizim kahvehane kültürünün benzeri olan pub kültürü hâkim. Neredeyse her mahallede bulunan ve bay bayan herkesin gittiği publarda sohbetler hiç tükenmiyor. Akşam ev gezmelerini sevmeyen İngilizler, çoluk çocuk, bay bayan publarda eğleniyor. Yalnız publar 23:00 da kapanıyor. Bardakta biranız olsa bile adam sizi kibarca kovuyor.

Tiyatro binası

Tiyatro binası

Londra Akşamı

Londra Akşamı

Londra’da bu kadar çok yer gezerken tabi ki karnınız acıkacak. Yemek konusunda, değişik ülke mutfaklarından yemeği sevenler için ideal bir şehir.

park

park

Önce şunu söylemem gerek Fish & Chips dedikleri balık ve patates kızartmasından oluşan bir tabak dışında İngiltere’nin mutfak kültürü yok. Ada ülkesi olmasından ve patatesin Amerika’dan ilk buraya gelmesinden dolayı her yerde bol miktarda Fish & Chips bulunabilir.

Balık ve Patates bir yere kadar yeniliyor. Ondan sonra dile dünya mutfağından ne dilersen. Londra’da çok fazla değişik milletten insan yaşadığı için her milletin yemeğini bulmak mümkün. En başta İtalyan, Çin, Tai, Hint, Japon, Türk ve diğer bütün ülkelerin mutfağı Londra’ya gelenlere ve Londra’da yaşayanlara, kendi yemeklerinin sunuyor. Türk mutfağından başka bir şey yemeyenler şanslı çünkü orada kebap denilen döneri, diğer kebap çeşitlerini, ayranı ve rakıyı orada çoğu yerde bulmak mümkün. Hatta az da olsa Karadeniz, Gaziantep, Adana mutfağı gibi daha özel mutfakların restoranlarını bulmak mümkün.

Londra metrosu

Londra metrosu

Londra’da deyince göz ardı edemeyeceğimiz, bir sektör haline gelmiş dil kurslarını atlamak olmaz. Ortak dil kabul edilen İngilizce’yi en iyi öğrenebileceğimiz ülkelerden biri İngiltere. Başkent Londra ise bu dil kurslarının merkezi. Küçük, büyük, pahalı ucuz çok sayıda dil kursları var. Seçim yapma konusunda oldukça dikkat etmeniz gerekir. Çünkü bazı dil kursları direk vize uzatmak için açılan göstermelik dil kursları. İngiltere olarak İngilizce’yi öğrenmek için ideal bir yer ama Londra ‘da dil öğrenmeye gelince işin rengi değişiyor. Ne kadar Londra dil kurslarının merkezi durumunda olsa da Londra’da İngiliz bulmak, İstanbul’da İstanbullu bulmak kadar zor. Her millet kendi aksanına göre İngilizce konuştuğu için çok farklı İngilizce karşımıza çıkabiliyor. Bu da öğrenme aşamasında olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Londra

Londra

Meşhur siyah taksileri

Meşhur siyah taksileri

İngiltere deyip de futboldan bahsetmemek olmaz. Futbolun beşiği olarak kabul edilen İngiltere kendine has futboluyla dünyada futbolda söz sahibi bir ülkedir. Eğer imkanı olursa futbolu sevseniz de sevmeseniz de mutlaka bir futbol maçına gitmenizi tavsiye ederim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s